efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
efes pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2010 Pazartesi

Euroleague Top 16


E GRUBUF GRUBU
G GRUBU
H GRUBU
Barcelona
Real Madrid
CSKA Moskova
Olympiakos
Panathinaikos
Montepaschi
Malaga
Caja Laboral
Partizan
Maccabi
Zalgiris
Khimki
Maroussi
Efes Pilsen
Prokom
Cibona

Efes Pilsen için kötü bi kura olmuş bana göre; ikinci torbadan Siena'nın, üçüncü torbadan Tel Aviv'in gelmesi şanssızlık. Fakat ben Siena'nın ardından ikinci olarak çıkabileceğimizi düşünüyorum, en azından öyle umut ediyorum. Diğer gruplarda çıkıcak takımlar belli gibi; E grubundan Barca ve Pana, G grubundan CSKA ve Malaga, H grubundan ; Olimpiyakos ve Caja..

4 Aralık 2009 Cuma

Santiago Böyle İstedi

Euroleague'de Efes Pilsen grubundaki 6. maçını Rytas karşısında oynadı ve rakibini 77-62 yendi.
Tabii, galibiyetin öneminin yanısıra, Efes Pilsen'in yaptığı savunmanın da önemi çok büyük. Her zaman söylediğimiz "maç kazandıran" savunma kavramına güzel bir örnek veren galibiyette, en dikkat çeken isim, kısa süre oyunda kalmasına rağmen oldukça yüzdeli oynayan ve 17 sayı kaydeden Santiago'ydu. Hep söylüyoruz, Efes Pilsen'in maç kazanması için yapacağı ilk şey sert savunma olmalı ve Efes rakibini 60-65 sayı civarında tutmalı. Ve pota altını etkili kullanmak çok önemli. Hala da Ermal, Sinan ve Santiago gibi isimlerin daha çok süre almasından yana olduğumu söylüyorum. Önümüzdeki Partizan deplasmanında, bu isimlerin performansı kilit rol oynayacaktır. Ve Efes Pilsen rakibi dışarıdan üçlük bombardımanına tutarsa, zararlı çıkan taraf olacaktır.

13 Kasım 2009 Cuma

Efes Pilsen Tarih??? Yazdı

Bu yazıya başlamadan önce, tıpkı dün geceki maçtan sonra olduğu gibi, biraz geçmişi yad etmek istiyorum.

Çok yakın bir geçmişte Türkiye'nin basketbol camiasındaki en büyük (bize göre en büyük) adımlarını atan Efes Pilsen; bu başarıyı yaptığı mükemmel savunma, rotasyondaki Türk oyuncuların fazlalığı ve uyumu ve ayrıca kadroya eklediği mütevazi ama kazanma hırsıyla dolu oyuncularıyla yakalamıştı. Tabii, basketbol maçlarını ilk izlediğimiz yıllarda alınmış bir -o zamanki adıyla- Koraç Kupası ve takip eden yıllarda Euroleague 3.lükleri ve takımın artık en belirgin özelliği olan savunması, bize bu takımın her yıl başarılı oyununa yeni bir şeyler katarak, daha da ileriye gideceğini çağrıştırıyordu.



Ama öyle olmadı. Dünkü maça kadar olan son 3-4 yıl içerisinde Efes Pilsen'de bariz bir düşüş yaşandı.



Burada yönetimleri, kadro yapısını, gelen hocaları eleştirecek değiliz. Çünkü dünkü maça da baktığımızda gördüğümüz üzere, bu takımda "kağıt üzerinde" bir sorun yok. Ama Efes Pilsen gibi

iyi bir takımın, Benetton'a karşı Avrupa'da en az sayı yeme rekorlarından birini kırmış olan bir takımın, 40 dakika içinde bir Avrupa takımından 105 yemesi de hoş değil. Ki, sanıyorum, Efes Pilsen tarihinde de bir ilk.



Bu aynı zamanda hatırladığım kadarıyla, 1o yıl kadar önce, o zaman Ufuk Sarıca da 9 üç sayı isabetiyle 34 sayı sayı atmıştı, Karnishovas'lı Myers'lı, Djordjevic'li yıldızlar topluluğu Kinder Bologna'yı 102- 78 yendiğinden beri , Efes Pilsen'in 100 sayılarla temas ettiği ilk maç. (O zamanlar Conrad McRae de takımdaydı, mekanı cennet olsun.)



Özellikle de konu Yunan takımları olunca, maç öncesi analizleri yapmayı sevmeyen biri olarak, son yazımdaki tahminimde yanılmış olacağımı ummuştum. Gene yanılmadım.



Maçın içinden en dikkatimi çeken an bitime 5.45 kala Schortsianitis ve Rakocevic'in ikili mücadelesiydi. Cüsse itibarıyla Rakocevic'in iki misli olan oyuncunun, topu alabilmek için yerlerde yuvarlandığını gördük. Bir de Türk takımlarına karşı yine aynı oyuncunun hep ortalamanın üstünde attığına bir kez daha şahit olduk.



Tabii, kağıt üzerinde görünmeyen, bu sorunun kaynağı, Efes Pilsen'in kabuk değiştirerek savunma takımı yerine hücum takımı olmaya çalışması. Türkiye Ligi'nde şu veya bu şekilde işleyen bu sistem Avrupa'da ne yazık ki işe yaramıyor. Efes Pilsen yaş ortalaması yüksek, tecrübeli ve fazlasıyla tatmin olmuş skorer özellikli oyuncuları transfer ederek, bu yolda ilerliyor.

Takımın oyun içinde zaman zaman yaptığı iyi savunma da, sürekli olmadığından bir yerden sonra hiç bir işe yaramıyor. Hücumda kendini paralayan Ender veya Kerem gibi oyuncuların yaptığı asistler ve bulduğu sayılar, gelen hücumda savunma yapamayınca ziyan olup gidiyor.



İstanbul'daki maç için iyimser konuşan spikerlere de, Papaloukas'ın karşısında Türk takımı olduğu ve iki ayağı üstünde durduğu sürece takımına maçı kazandıracağını hatırlatmak gerek bence.

6 Kasım 2009 Cuma

Efes Pilsen'in Tadı Yok


Dün yine Euroleague'de bize pek tat vermeyen bir maç izledik. Efes Pilsen de çok önemli bir maçtan mağlup ayrılarak kafamızdaki soru işaretlerini pekiştirmiş oldu.

Malaga'nın kadro yapısına baktığımızda, önemli kayıplar vermiş ve daha da gençleşmiş bir takım olduğunu görüyoruz. Hatta yabancı oyuncuları da, Türkiye'de bir çok klübün pek beğenmeyeceği ortalama oyuncular. Yani, kadrolara baktığımızda Efes Pilsen kağıt üzerinde çok ağır basıyor.

Tabii, sadece kadronun yetmediğini, basketbolun temelinin savunma olduğunu uzun yıllardır biliyoruz. Savunmanın yanısıra hücumda disiplinli olmanın gerekliliğini de biliyoruz. Yani, Efes'in uzun süreden beri alışkanlık haline getirdiği gibi, üçlüklerle potayı dövmek pek kar etmiyor her zaman.

Efes Pilsen bir ara 17 sayıya kadar geri düştü. Sonra alan savunmasına dönüp arayı kapattı ama bu süre zarfındaki yorgunluk da uzatma bölümünde aleyhimize oldu. Yani, bu tip maçlarda kafa kafaya gidebilmek her zaman önemli. Artık eskisi gibi 18- 19 sayılardan maç döndürmek çok kolay olmuyor Türk takımları için. Çünkü bizim duygusal motivasyon ve kenetlenmemize karşı rakiplerin de uzun süreli oyun disiplini var.

Vakt-i zamanında Ülkerspor (sadece Ülkerspor) Yunan temsilcisi Aris ile oynuyordu. İstanbul'da bir ara 18 sayı farka ulaşan Ülker, maçı ne yazık ki 8 sayıyla kaybetmişti. Yakın zamandaki Türkiye-Fransa maçı da buna bir örnek. Yani, geri düştüğümüz maçlarda oyunu çevirmemiz çok zorken, bizim fark attığımız maçlarda rakibin bizi yakalama ve öne geçme ihtimali daha fazla oluyor. Oyun disiplinimiz sürekli olmuyor.

Neticede, konumuza dönersek, Efes Pilsen'in geniş kadrosunun avantajını daha iyi kullanıp Ermal ve Santiago gibi oyuncuları da rotasyona dahil etmesi gerekiyor. Çünkü günümüzün maçları, üçlüklerle değil pota altından kazanılıyor. Pota altını iyi kullanınca zaten dış isabetler kendiliğinden geliyor. Dün Ender çok iyi bir maç oynadı. Kaya da öyle. Thornton da iyi savunma yaptı . Ama son anlarda bütün takımın durup Ender'in eline bakması ve Kaya'nın yerine pota altına zorlayacak bir oyuncumuzun olmaması rakibin kazanmasına neden oldu .

Efes bu arenada oyun disiplinini mümkün olduğu kadar 40 dakikayaya yaymak zorunda. Savunma direnci hala istenilen süreklilikte değil. Bu oyunla Papaloukas'lı Olympiakos karşısında mağlubiyet kaçınılmaz olur.

30 Ekim 2009 Cuma

Euroleague'de Zafer Haftası

Euroleague'de iki temsilcimiz de haftayı zaferle kapattı. Çarşamba günü Fenerbahçe, Lyon'da Asvel'i uzatmalar sonucu 76-78 ile geçerken Efes de Partizan'ı 77-67 mağlup etti.

Çarşamba günkü maçta Fenerbahçe rahat oyunu son dakikalarda zora soktu, maçı kaybedebilirdi de, bunun altında Preldzic bazı oyuncuların gereksiz kahramanlık yapma sevdası yatıyordu. Basketbol da laubaliliği kaldırmayan bir oyun, ama Fenerbahçe topu pota altına indirdiği anlarda üstünlüğünü çok net gösterdi. Bu senenin en büyük artılarından biri, NBA'a takım içinde yararlı görev adamı statüsünde gidip, yıldız statüsünde dönen Kinsey. Bu oyuncu maçta da 21 sayı attı ve el yakan toplarda da sorumluluk alabiliyor. Solomon formsuz ama Greer gibi iyi bir skorer onu da rahatlatıyor açıkçası. Neticede Fenerbahçe grupta altına alması gerekn takımlardan birini mağlup etti. İçerideki Cibona maçından da galibiyet bekliyorum.

Efes Pilsen ise tam bir muamma. Bu takımın iddiasını ortaya koyacağı maç Malaga maçı olacak. Böylece Efes Pilsen'in grup içindeki durumuyla ilgili bir tahminde bulunabiliriz. Partizan maçında ise yıldızların eline bakan bir tablo çizdi, zaten oyun şablonu Amerikalılar'ın üzerine dönüyor. Rakocevic de takımı iyi idare ediyor. Geniş rotasyonda ise Nachbar, Sinan ve Santiago gibi isimler pek süre alamıyor. Ermal dün oynamadı. Kaya dün iyi süre aldı iyi mücadele etti. Shumpert'in performansı sevindirici. Smith savunmada hücumda iyi işler yapıyor. Takımda sayı dağılımı güzel gidiyor.

Ama önceki yıllardaki Efes Pilsen rakibi savunmasıyla boğardı, çok önemli takımları özellikle deplasmanda mağlup ederdi. Son birkaç yıldır dışarıdan potayı döven, eskisi gibi savunma yapamayan bir takım görüyoruz. Bu yüzden Malaga maçı önemli olacak. İyi savunma yapan bir takım. Sonraki hafta deplasmanda oynayacağımız Olimpiakos grupta Efes'in üstüne çıkabilir ama ilerleyen turlarda pek bir şey yapamaz. İlerleyen haftalarda grup içindeki dengeleri daha iyi değerlendireceğiz.

15 Ekim 2009 Perşembe

EFES PİLSEN-FENERBAHÇE ÜLKER



Geçen sene yaşanan o kadar rezalet nedeniyle maça gitme hevesim yok. Zaten bu vakitten sonra içeri girmek biraz zor. Geçen sene Telekom ile oynanan maçta biletler çok öncesinden tükenmişti. Bunda Ankara takımı ile oynanması en büyük sebeptir. Bu sene biletix sitesine girdiğimde biletlerin hepsi satılmamıştı. Final serisinde söylenen sözler kimine göre gerekli kimine göre gereksiz bir şekilde ortamı germişti. Sonuçta istenmeyen olayların çıkmasına kibrit yakılmış olundu. Basın toplantısından sonra verilen bu poz bana hiç de samimi gelmiyor. Hadi maç heyecanı ile samimi olarak görelim ama maç sonunda yine gereksiz demeçler verilmesini engelleyecek mi. Bende farkındayım maçla alakalı hiç taktiksel bir yorum yazmadım. Basketbol artık sadece basketbol olmaktan çıkıyor. Sebep bu olsa gerek. 2 cümle bişeyler karalayacak olursak. Geçen sene Telekom karşısında Mirsad ve Rasimi değişmeli olarak 4 numarada kullanan Tanjevicin elinde bu sefer 2 oyuncu da yok ama Semih Erden daha önce Efese karşı 4 numarada başarılı olmuş bir isim. Kısalarda Fenerbahçe geçen seneye göre bariz bir şekilde çok daha iyi. Efes pilseni izlemedim hiç bu sene ama Salsabasket'te okuduğum kadarıyla iyi olmadığını biliyorum. 4 numarada Efesin bariz üstünlüğü var ama bunu değerlendirmek asıl önemli konu. İnşallah olaysız çekişmeli bir maç izleriz.